MYTHE

Zaman geçtikçe çiçekler solmaya başlamıştı. Arabayı kenara park edip dışarıyı süzdü bir süre… Buraya gelmeyeli uzun zaman olmuştu. Büyükçe yeşil bir arazi ortasında şimdiki beton evlere taş çıkaracak bir ev… Zaman biraz yıpratmıştı sanki evi. Her geçen saniye aleyhine işliyordu sanki. Burada ne çok anısı vardı oysaki. Her biri bir bir gözünün önünden geçti. Kapıya doğru ilerledi.
Yeşil çimenler ayaklarının altında eziliyordu. Çiçekler en güzel kokularını salmış onu bekliyorlardı. Serin ve güneşli hava ruhunu dinlendiriyordu adeta. Derince nefes alıp ciğerlerini temiz havayla doldurdu. Kapıya yaklaştıkça heyecanı artıyor; kalbi yerinden çıkacak gibi hissediyordu. Uzun  zaman sonra aldığı mektup vesilesiyle gelmişti buraya. Onu özlediği yazılıydı. Affettiği ve vermesi gereken bir şey olduğu da… 

Kapının önünde durdu. Üstünü düzeltti ve kapıyı iki kere tıklattı. Birisinin gelip kapıyı açmasını bekledi. Kapı yavaşça aralandı. İttirip içeri bir adım attı. Kimse yoktu.


- "Merhaba, kimse var mı?  Ben Armina."


Ses gelmedi. Arkasından kapıyı kapatıp koridor boyunca ilerledi. Eşyaların yeri değişmemişti. Eski resimler koridor boyunca duvarlara asılmıştı. En sondaki resim dikkatini çekti. Yaklaşıp önünde durdu. Gözlerinin içi parlıyordu. Gülümsedi.


- "Çok benziyoruz!" arkadan bir ses duyuldu. Hızlıca döndü ve ona bakmakta olan yaşlı kadına gülümsedi.


-"Büyükanne!". Sarılma sonrası kısa bir sessizliği büyükannesi bozmuştu.” Bende seni bekliyordum. Salona geç.”


İçeride soluk renkler hakimdi. Kahverengi deri koltuk takımı havaya sıla nostalji bir hava katarken şöminede yanan ateş dekoru tamamlıyordu. Koltuklardan birine doğru süzüldü. "Nasılsın büyükanne?" sessizce cevabın gelmesini bekledi. Büyükannesi eliyle işaret etti ve şöminenin başına geçtiler. 


-"Sana söylemem gereken şeyler var, Armina. Bu yüzden çağırdım seni. Bu şey artık senin hayatını değiştirecek. Artık yeni bir hayata başlayacaksın ve bunu neden yaptığımı ilerde daha iyi anlayacaksın..."


Derin bir nefes alıp devam etti.


-"Sana söyleyeceklerimi asla unutmaman gerek. Bu nesilden nesle aktarılan bir bilgi ve artık taşıyıcısı en olacaksın. Asla korkma ve korkunla yüzleş. Bas karanlığına."


Armina hiçbir şey diyemiyor, yaşadığı şok yüzünden kelimeleri seçemiyordu. Sadece kafasını sallamakla yetindi. 


Yeşil gözlerini Armina'ya sabitledi. "Bu kaçınılmaz saatte..." ellerini Armina'nın ellerinin üstüne koydu ve sıkıca kavradı. " Tüm güçleriyle semaya sesleniyorum." Sesi yükselmişti. " Tüm berraklığıyla suya..." dışarıdaki güneşli havadan eser kalmamıştı.  Bir an da sağanak yağmur bastırmıştı. " Tüm katılığıyla toprak..." ayaklarının altındaki toprak sallanmaya başlamıştı. Vazolar teker teker düşüp kırılmaya başlamıştı. " Büyükanne?"." Tüm kudretiyle ateşe..." şöminedeki yanan ateş sönüp tekrar yanmaya başladı. " Siper ediyorum tüm bunları, kendim ve karanlık güçlerin arasına." Korkudan göz bebekleri büyümüş büyükannesine bakıyordu.


İrkildi. Saat çoktan ikiyi geçmişti. Bilgisayarının şarjı bitmiş olacaktı ki ışığı yanmıyordu. Son kez saate baktı ve yavaşça sandalyesini geriye atıp ayağa kalktı. Masasının başında uyuyakalmıştı. Saçlarını karıştırarak yatağına doğru yürüdü. Yatağının üstünde bir gölge gördüğünü sandı. Dikkatlice oraya bakıp ne olduğunu anlamaya çalıştı. Varlığından bile şüpheliydi ta ki karanlıktan bir ses duyana kadar…


“Benimle geliyorsun.!”

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BOYDAN BOYA

Cehennemin Diğer Adı

SENFONİMSİLER